Turkiye'nin En GuzeL KaLiteLi SesLi, SeSLi Chat, Kamerali Sohbet, Goruntulu chat, SeSLi Sohbet, KameraLi Chat, GoruntuLu Chat, CanLi Sohbet, CanLi Chat YapaBiLme iMkani BuLunmaktadir.



Sesli Chat » FıkraLar

Dünyanın Geri Kalmış Bir Ülkesinde

001. Soygun
İki arkadaş yolda karşılaşmışlar. Biri ötekine “Haberi duydun mu? İçişleri Bakanlığı’nda dün gece büyük bir soygun olmuş…” Diğeri “Yok canım, önemli belgeler çalınmış mı?..” “Önemli de laf mı?.. Çalınan gelecek seçimlerin sonuçlarıymış!..”

002. Namus
Geri kalmış ülkelerden birinin küçük bir kentinde tek bir gazete yayınlanmaktadır. Bir gün gazetenin başyazarı “Yerel politikacılarımızın yarısı namussuzdur” diye yazar. Ortalık karışır… Başyazar bir özür yazısı yazar “Özür dileriz… Geçen gün ‘yerel politikacılarımızın yarısı namussuzdur’ diye yazmıştık… Yazdığımız yanlıştır; yerel politikacılarımızın yarısı namussuz değildir!..”

003. Sorgu
Geri kalmış bir ülkenin vatandaşı ölmüş. Öteki dünyada, sorgu odasına alınmış. Melekler sormuş “Kime taparsın?” Adam “Başkan hazretlerine!..” Melekler birbirlerine bakmışlar. Sonra adamı alıp tanrının huzuruna çıkarmışlar. Bu kez tanrı sormuş “Ey ölümlü… Kime taparsın?” Adam ıkınmış, sıkınmış “Başkan hazretlerine!..” Tanrı melekleri dışarı çıkarmış ve bir kez daha sormuş. Adam yerlere kapanmış “Ulu tanrım… N’olur affedin beni! Senden başka taptığım yok!..” Tanrı “Peki, az önce niye başka türlü konuşuyordun?” Adam “İki melek vardı ya… Biri mutlaka bizim gizli polisin ajanıdır diye!..”

004. Zift
Geri kalmış ülkenin büyüklerinden biri, yalısının balkonundan çevreyi seyrederken, birden gözü, boyaları yer yer çatlayan sandala ilişir. Hemen uşağını çağırır “Git yavrum şu sandalı ziftle…” Uşak yüklü bir faturayla döner. Büyük “Bu ne?.. Bir sandalın ziftlenmesi bu kadar tutar mı?” deyince uşak, “Aman efendim… Sandalın yanısıra ben de biraz ziftlendim!..”

005. Kamera
Geri kalmış ülkenin yüce büyüklerinden biri, ülkeyi dolaşmaya çıkar adamlarıyla birlikte. Yolu olmayan köyün alanına helikopterle inerler. Köylüler sevinç içindedir, çünkü köylerine çok yüce bir büyük gelmiştir. Hemen yaşlı-genç, çoluk-çocuk sararlar çevresini. Bu sırada televizyonlar çekim yapmaktadır. Yüce başkan köyün en yaşlısını çağırır yanına ve “Bak… Bu televizyon kamerası… Şimdi seninle beni kasede alıyor… seslerimizi de… Hadi, sen de bir şeyler söyle…” Yaşlı köylü ürkek ürkek bir başkana bakar, bir kameraya… “Şimdi… Bu aletten konuşursam, beni ülkenin başka yerlerinden de duyacaklar mı?” Başkan güler, “Yalnız sesini duymayacaklar, seni görecekler de… Hem yalnız burada değil… Başka ülkelerde de seni görecekler ve duyacaklar…” Yaşlı köylü mikrofonu eline alır, kameraya yaklaşır ve tüm gücüyle bağırır “Yetişin… İmdat!..”

006. Başarı
Geri kalmış bir ülkenin ilkokulunda bir sınıf… Öğretmen içeri girer ve “Çocuklar… Kağıt, kalem çıkarn ve alilenizdeki yetenekli kişilerle, onların elde ettiği başarıları yazın… En güzel yazana benden bir kitap…” Ertesi gün öğretmen sonucu açıklar; “Birinciliği sayın bakanımızın kızı kazandı. Şimdi onun kağıdını okuyacağım…” Ve okur; “Bizim ailemizde olsun, yakın çevremizde olsun, herkes üstün yeteneklidir. Başta babam… Çok yeteneklidir ve bakan olmuştur. Yakında da başbakan olacaktır… Annem, çok yeteneklidir, kadın vakfı başkanı olmuştur… Ağ’bim, çok yeteneklidir ve spor işleri genel müdürü olmuştur… Ablam çok yeteneklidir ve eğitim bakanlığı teftiş dairesi başkanı olmuştur… Küçük amcam çok yeteneklidir ve demiryolları işletmesinde genel müdür yardımcısı olmuştur… Büyük amcam çok yeteneklidir ve denizyolları idaresinde daire başkanı olmuştur… Küçük halam, ortanca halam ve büyük halam çok yeteneklidir ve hepsi havacılık işletmesinde danışman olmuştur… Amcamın ve halamın çocukları çok yetenekli olup çimento işletmesinde yönetim kurulu üyesi olmuşlardır… Bahçıvanımız çok yetenekli olup tarım bakanlığına, şoförümüz çok yetenekli olup ulaştırma bakanlığına danışman olmuştur. Şoförümüzün karısı üniversiteden fahri profesörlük ünvanı almıştır. Bahçıvanımızın teyzesinin oğlu çok yetenekli olup spor bakanlığına danışman olmuştur… Kapıcımız çok yetenekli olup çalışma bakanlığına danışman olmuştur. Ahçımız çok yetenekli olup turizm bakanlığının otel işleri genel müdür yardımcısı olmuştur… Ben çok yetenekli olduğum için kreş vakfının yönetim kurulu üyesi oldum!..”

007. İkna
Geri kalmış bir ülkenin devlet başkanı başbakanla birlikte otomobille bir kente gidiyormuş. Yolda yatan bir öküz yüzünden kafile durmak zorunda kalmış. Korumalar ve polisler ne yaptıysalar öküzü kaldıramamışlar. En sonunda devlet başkanı öküzün yanına gidip kulağına birşeyler fısıldamış ve öküz kalkıp tarlada gözden kaybolmuş. Herkes şaşkınlıkla izlemiş olayı. Yeniden hareket ettiklerinde başbakan devlet başkanına öküze ne dediğini sormuş. Başkan gülerek “Öküze dedim ki… Bana bak, haddini bil!.. Ben senin gibi binlerce öküze hükmediyorum… Sana mı söz geçiremeyeceğim… Hadi uza bur’dan!..”

008. Radyo
Geri kalmış bir ülkede özel bir devlet görevlisi, köylere giderek herkesin bir radyo edinmesini sağlamayı çalışıyormuş. Köylülerden biri sormuş “Bu radyoların ne yararı olacak efendim?” Görevli “Sayın başkanımızın açılış ve temel atma törenlerinde yaptığı tüm konuşmaları buradan dinleyeceksiniz…” Köylüler bir süre kendi aralarında fısıltıyla kunuşmuşlar. Köyün en yaşlısı söz almış “Peki… Bizim burada söyleyeceklerimizi de başkan duyacak mı?..”

009. Vergi
Geri kalmış ülkenin birinde, başkan aklına estikçe vergi koyuyormuş. Halkın dayanacak gücü kalmamış, ama çareleri de yok. Çünkü vergiciler polislerin de desteğiyle parası olmayanların evlerini basıp vergi karşılığı olarak neleri varsa alıyorlarmış. Biraz parası olanlar da başkanın sarayına gidip vergilerini ödüyorlarmış. Yine bir ‘vergi verme günü’ sırasında, sarayın merdivenlerinden anadan doğma inen biri görünmüş. Adamın önü ve arkası da ambalaj bandıyla kapalıymış. Kuyruktakilerden biri sormuş “Hayrola… Bu ne hal?..” Adam “Valla… Başkanın istediği vergiyi ödemeye gücüm yetmedi… Her şeyimi verdim… Giysilerimi bile… Onlar da yetmeyince, gördüğünüz gibi gazla suyu da kestiler!..”

010. Tütüncü
Adam, yıllarca ülkesinden uzak kaldıktan sonra nihayet yurda dönmüş. Havaalanından bindiği taksiyle şehre doğru giderken, şoföre sigara almak için tütüncüde durmasını söylemiş.
- Tütüncüde ne yapacaksınız beyim?
- Sigara alacağım…
- Sigarayı artık camilerde satıyorlar beyim…
- Camide mi? Yahu cami Allah’ın evidir, oraya ibadet etmeye gidilmez mi?
- Hayır beyim, ibadet için artık üniversiteye gidiliyor…
- Allah Allah! Peki o zaman eğitim nerede yapılıyor?
- Eğitim hapiste yapılıyor beyim…
- Hapiste hırsızlar yok mu?
- Hırsızlar artık hükümette beyim…

011. Tüzük
Geri kalmış ülkenin birinin meclisinde bir yasa tasarısı tartışılırken iktidar ve muhalefet milletvekilleri birbirlerine girmişler. Havanın iyice elektriklendiği bir sırada, muhalefet milletvekili, iktidar milletvekiline bağırmış; “Cehenneme kadar yolun var!..” İktidar milletvekili şaşırmış, ne yanıt vereceğini bilememiş. Sonra meclis başkanını duruma el koyması için uyarmış. Meclis başkanı hemen önündeki kitapçığı karıştırmış ve iktidar milletvekiline seslenmiş; “İçtüzüğe baktım… Gitmek zorunda değilsiniz!..”

012. Mamanın teklifi
Dünyanın geri kalmış bir ülkesinde seçimden yenilgiyle çıkan kadın başbakan parti liderliğini de yitirmiş. Zevk-ü safaya alışık kadın çalışmak zorunda kalmış. Ülkenin en büyük holdinglerinden birinin başkanına gitmiş ve iş istemiş. Holding başkanı CV’yi inceledikten sonra, “Bizde şef olarak başlayabilirsin. Sana 1000 lira maaş ödeyebiliriz” deyince kadın “Bu para bana asla yetmez!..” diyerek vurup kapıyı çıkmış. Bu kez diğer büyük holdingin başkanına gikmiş. Holding başkanı “Bizde müdür yardımcısı olarak çalışabilirsin. Sana 2000 lira ödeyebiliriz” deyince kadın o holdingi de terketmiş. Derken, bir gün ülkenin en büyük genelev patronundan teklif gelmiş; “Hemen gel bizde başla, sana istediğin kadar maaş…” Kadın şaşırmış; “Ama… Ama… Nasıl?..” Genelev patronu; “Kızım gel hemen başla, 35 milyon müşteri kapıda!..”

013. Domuz ile inek
Afganistan’daki son gelişmeler konusunda bölge liderleri biraraya gelip Amerikan emperyalizmine karşı neler yapılması gerektiğini konusmuşlar. Dünyanın geri kalmış ülkelerinden birinin başbakanı da toplantıdaymış. Dönüşte ucuza gelsin diye Hindistan ve Pakistan başbakanlarıyla aynı uçağa binmiş, ama şansa bak ki uçak düşmüş. Bu üçü kurtulmuşlar. Düştükleri yerin yakınında bir kulübe görmüşler, yatacak yer istemeyi düşünmüşler. Gitmişler kulübeye, kapıyı çalmışlar. Bir adam açmış kapıyı; “Buyrun ne istemiştiniz?” Liderler; “Uçağımız düştü, gece olmak üzere, bize yatacak bir yer verir misiniz?” Adam; “Yardımcı olmayı çok isterim, ama evimde sadece iki tane boş yatak var. Ama şayet biriniz geceyi arkadaki ahırda geçirmeyi kabul ederse, neden olmasın? “ Hint başbakanı ahıra gitmeye gönüllü olmuş. Aradan iki dakika geçmemiş, kapı çalınmış. Kapıyı açmışlar, karşılarında Hint başbakanı. “Ne oldu?” Hint başbakanı “Ahırda inek varmış. Benim dinimde inek tanrıdır. Tanrımın yanında yatamam.” Bu sefer Pakistan başbakanı “Ben giderim” demiş. Ama iki dakika geçmeden kapı yine çalınmış. Açmışlar, karşılarında Pakistan başbakanı. “Hayrola?” Pakistan başbakanı “Ahırda domuz varmış. Domuz benim dinimde haramdır. Onunla aynı yerde yatamam.” Geri kalmış ülkenin başbakanı kahramanca atlamış, ”Anlaşıldı, ben yatacağım ahırda” diye. Gitmiş, alışılageldiği üzere tüm kahramanlar yatağa girmişler. Ve yine alışılageldiği üzere, iki dakika geçmeden kapı çalmış! Açmışlar kapıyı, bir de bakmışlar ki karşılarında domuz ile inek!

014. Cehennem
Cehenneme atılan kaymakam sık sık kaynar kazandan kafasını çıkarıp gülmekteymiş. Durumu gören zebani “N’oluyor be adam?” Kaymakam gülmesini sürdürürken “Ne yapayım… Altımda bizim vali var… Durmadan ayaklarımı gıdıklıyor!..”

015. Gelir
Politikacının biri bara gitmiş. Adamın biriyle konuşmaya başlamış. Politikacı “Gördüğüm kadarıyla iyi içiyorsun. Sık sık içer misin böyle?” Adam “Evet… Her gün içiyorum…” Politikacı “Peki günde ne kadar kazanıyorsun?” Adam “2, 3 bin lira…” Politikacı “Peki… Kemerleri biraz sıkalım diye ücretleri azaltıp koşulları ağırlaştırsak ne kadar kazanırsın?” Adam “6, 7 bin lira…” Politikacı “Peki biraz daha sıkarsak?” Adam “8, 9 bin lira…” Politikacı iyice şaşırmış “Yahu… Sen ne iş yapıyorsun ki, ücretleri kıstıkca gelirin artıyor?” Adam “Mezarcıyım efendim!..”

016. Örgüt
Bir teroristi yakalamış polisler, sorgu odasında sormuslar “9 bölü 3 kaç eder?” Militan düşünmüş ve “4″ demiş. Sorgucu da komisere dönüp: “Bu nasıl bölücü örgüt?..”

017. Devlet sırrı
İşsizdi, parasızdı, kalacak yeri, yiyecek ekmeği, iki satır muhabbet edebileceği bir arkadaşı da yoktu. Nereden geldiği bilinmez “Küçükistan Ceza Kanunu” diye bir kitap geçmişti eline bir gün onu okuyarak vakit geçiriyordu ki “Ülke başbakanına hakaret etmenin cezası altı ay” kitabı ve gözlerini kapattı. “Hem bütün hırsımı ondan alırım, hem bütün gazeteler, televizyonlar benden söz eder meşhur olurum, hem de altı ay ekmek elden su gölden yiyecek, yatacak derdim olmadan çiçek gibi kışı geçiririm.” diye düşündü. Ertesi gün mitinge gitti, Küçükistan Başbakanı konuşurken milletin arasından fırlayıp bütün gücüyle bağırmaya başladı. “Salak başbakan, salak başbakan!..” Güvenlik kuvvetleri hemen müdahale edip yaka paça götürdüler. Ertesi gün mahkemeye çıktı, şahitler dinlendi, savunması alındı. Hakim kararı açıkladı. “Sanığın suçu sabit görüldüğünden yirmi sene altı ay hapsine karar verilmiştir.” Birden gözleri karardı ayakta sendeledi, sonra kendini toparladı, ve haykırdı: “İtiraz ediyorum hakim bey, Küçükistan Ceza Kanunu’nun şu maddesinin şu bendine göre başbakana hakaret sadece altı ay, bir yanlışlık var bu işte!” Hakim acıyan gözlerle adama baktı; “Haklısın oğlum, başbakana hakaret altı ay, fakat devlet sırrını açığa vurmak yirmi sene!..”

Anahtar KeLimeLer :
 

Dünyanın Geri Kalmış Bir Ülkesinde Yazısı hakkında yorumunuz...

Verdiğiniz kişisel bilgiler saklı tutulmaktadır.

Site Map sesli chat sesli sohbet kamerali sohbet sohbet